Taş bir binanın cephesinde yıpranmış kırmızı ahşap kapı — görkemli görünümün ardındaki içi boş iddiayı simgeleyen görsel.

Yeni Herkul’un Bittiğinin Resmidir

FK

Fehmi Kuş

Yazar & Analist

Efendim, memleketin fikrî hayatı öyle bir zenginleşti ki artık herkesin bir "buzdağı" var. Kimisi görünen kısmıyla meşgul, kimisi görünmeyen kısmıyla… Bazıları ise doğrudan görünmeyen kısmın da görünmeyen kısmına talip olmuş. Öyle derin, öyle nüfuz edici bir analiz ki insan okurken kendini değil buzdağını, buzun hatırasını ararken buluyor.

Kapıda Herkul, İçeride Kırık Sandalye

Yeni Herkul. İsimde bir iddia, bir heybet… Fakat yazıya bakıyorsunuz; isim ayrı telden çalıyor, metin ayrı. Hani eski konaklarda görürsünüz; kapı tokmağı aslan başıdır ama içeri girince sandalye kırık, masa yamuktur. Bizimki de o hesap: kapıda Herkul, içeride dil bilgisi kendi kaderine terk edilmiş.

Bu meseleye katılan bazı yorumların kattığı "stratejik derinlik" öyle sıradan bir derinlik değil… Daha çok internetten sipariş edilmiş gibi. Ambalaj şık, vaat büyük, ama paketi açınca içinden çıkanla insan bir müddet sessizce bakışıyor.

Cümleler o kadar süslü ki insan bir noktadan sonra anlamı değil, süslemeyi takip ediyor. Sanki fikir değil de yılbaşı ağacı kurulmuş.

Self-Servis Korku Sistemi

Bu "tehdit" anlatısı öyle bir kurulmuş ki yazı kendi gölgesini büyütüyor, sonra da o gölgeyle kahramanca mücadele ediyor. Bir bakıyorsunuz kriz var, sonra anlıyorsunuz krizi yazı üretmiş, çözümü de yine kendisi üstlenmiş. Tam bir "self-servis korku sistemi". İsterseniz yanında sos da veriliyor.

Yeni Herkul öyle bir takdim ediliyor ki insanın aklına ister istemez şu geliyor: "Acaba biz başka bir hesap mı kaçırdık?" Çünkü anlatılan ile görülen arasındaki mesafe, navigasyonun "2 dakika kaldı" demesiyle gerçekte kalan süre kadar.

Perde Çoktan Kapandı

Bir zamanlar Herkul denince akla bir ağırlık, bir sükûnet, bir derinlik gelirdi. Şimdi başına "Yeni" eklenmiş, altına da tartışma notları düşülmüş bir başlık hâline gelmiş. Gürültü var, kalabalık var, ama ortada elle tutulur bir şey hâlâ yok.

Bu memlekette bir fikrin sonu iki şekilde gelir: Ya kimse konuşmaz… Ya da herkes konuşur.

Bir mesele, bu kadar ciddiye alınarak bu kadar komik hâle getiriliyorsa, söylenecek son söz şudur: Eğer bu topa bu seviyede katkılar da girdiyse, iş bitmiştir efendiler. Vay gidi Herkul… Sen nelere kadirmişsin de haberimiz yokmuş…

Bloga dön